1 Temmuz 2026 Çarşamba
SON DAKİKA

ASKERİ HASTANELER NEDEN DERHAL AÇILMALI?

Yayınlanma: 01.07.2026 09:55 · Yazar: Şafak Deliçakar

 

Siyasetin gündemi her gün binbir farklı başlıkla çalkalanırken, bugün TBMM çatısı altında öyle bir çağrı yapıldı ki, bunun sadece bir "siyasi çıkış" değil, devletin beka ve güvenlik mimarisi için hayati bir "uyarı fişeği" olduğunu görmek gerekiyor. MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, uzun süredir milli hafızamızda kanayan bir yara olan askeri hastanelerin ivedilikle, yani derhal yeniden açılması gerektiğinin altını çizdi.

Bahçeli’nin bu çıkışı ne bir tesadüftür ne de alelade bir zamanlamadır. Küresel dengelerin altüst olduğu, Orta Doğu’nun her an patlamaya hazır bir barut fıçısına döndüğü ve yanı başımızda sınır hatlarının yeniden çizilmek istendiği bir dönemden geçiyoruz. Önümüzdeki NATO Zirvesi öncesi yapılan bu çağrı, Türkiye’nin masadaki askeri ve stratejik gücünü doğrudan ilgilendiren, ertelenemez bir zorunluluğu gözler önüne sermektedir.

Sayın Bahçeli’nin konuşmasında vurduğu en çarpıcı gerçek şuydu: "NATO ülkeleri içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye’dir."

Şimdi durup bu cümlenin ağırlığını düşünmemiz gerekiyor. Dünyanın en büyük, en operasyonel ve en deneyimli ordularından birine sahip olan Türk Silahlı Kuvvetleri, sınır ötesinde destanlar yazarken, terörle mücadelenin en çetin safhalarını yönetirken, nasıl olur da askeri tıp altyapısından mahrum bırakılabilir? Dünyanın süper güçleri askeri tıbbı ordunun "stratejik bir silahı" olarak görürken, bizim bu alanı sivil sağlık sisteminin içine eritmiş olmamız, askeri deha ve stratejiyle ne kadar bağdaşmaktadır?

GATA (Gülhane Askeri Tıp Akademisi) ve bağlı askeri hastaneler, sadece birer bina veya tedavi merkezi değildi. Orası; harp cerrahisini bilen, sahra şartlarında hayat kurtarma refleksine sahip, kimyasal-biyolojik-radyolojik-nükleer (KBRN) tehditlere karşı donatılmış özel bir hafızaydı. Askeri hekimlik, sivil hekimlikten çok farklı bir uzmanlık alanıdır. Sivil bir cerrah ne kadar maharetli olursa olsun, bir şarapnel yaralanmasının, mayın infilakının ya da çatışma psikolojisi altındaki bir askerin durumunu, ömrünü kışlada ve cephede geçirmiş bir askeri tabip kadar hızlı teşhis ve tedavi edemez.

Orta Doğu’daki kriz sarmalı her geçen gün derinleşiyor. Sınırlarımızın hemen ötesindeki hareketlilik, Türkiye’nin her an en üst düzey askeri teyakkuzda olmasını gerektiriyor. Savaş sadece cephede kazanılmaz; cephe gerisindeki lojistik ve tıbbi tahkimat, zaferin en büyük teminatıdır. Olası bir harekatta, Mehmetçiğin arkasında sadece ona özel, onun dilinden anlayan ve en önemlisi "askeri hiyerarşi ve disiplinle" entegre çalışabilen bir sağlık ordusunun bulunması şarttır.

Geçmişte yaşanan bazı olumsuz süreçlerin faturasını, Türk ordusunun bu hayati damarını keserek ödetmek büyük bir hataydı. Kurumlardaki urlaşmalar temizlenmeliydi ve temizlendi; ancak organın kendisini tamamen söküp atmak, savunma sistemimizi zayıflattı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin de vurguladığı gibi, askeri hastanelerin hayata geçirilmesi "ivedi" bir meseledir. Bürokratik süreçlerin, "bugün git yarın gel" mantığının arkasına sığınılamayacak kadar kritik bir eşikteyiz.

Sağlık Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı süratle bir araya gelmeli, başta GATA olmak üzere kapatılan ya da devredilen askeri hastaneler, kendi ruhuna, kendi disiplinine ve kendi şanlı geçmişine uygun şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine geri kazandırılmalıdır.

Mehmetçiğin namlusu ne kadar güçlü ise, arkasındaki neşter de o kadar güçlü olmak zorundadır. Sayın Bahçeli’nin bu tarihi çağrısı, devlet aklının ve milli vicdanın sesidir. Bu sese kulak tıkamak, gelecekte ödenecek bedelleri ağırlaştırır.

Askeri hastaneler siyaset üstü bir güvenlik meselesidir ve DERHAL açılmalıdır!