KORKMA! O SES HALA KULAKLARIMIZDA...
Bugün takvimler 12 Mart’ı gösteriyor. Bundan tam 105 yıl önce, Ankara’da Birinci Meclis’in o tozlu ama inanç dolu sıralarında bir gürleme koptu. O gürleme, sadece bir şiirin kabulü değildi; bir milletin "Ben buradayım, esir olmayacağım!" diye dünyaya attığı en soylu tokatın ilanıydı.
Mehmet Akif Ersoy, o muazzam mısraları yazarken kalemini mürekkebe değil, bu aziz milletin imanına banmıştı. "Korkma!" diye başlayan o ilk sesleniş, sadece o günün işgal ordularına karşı bir duruş değil, bugünün ve yarının karanlıklarına karşı da en büyük fenerimizdir.
Sokaklarda, okullarda, Ordu’nun o dik yamaçlarında rüzgarla süzülen ay-yıldızlı bayrağımızın gölgesinde okuduğumuz her kıta, bize bir şeyi hatırlatıyor: Bu topraklar tapulu malımız değil, şehitlerimizin emanetidir.
Akif, İstiklal Marşı’nı yazdığında ödül olarak verilen parayı elinin tersiyle itmişti. Giyecek paltosu yokken, cebinde bir kuruşu yokken o muazzam serveti reddetmişti. Çünkü o biliyordu ki; hürriyetin bedeli parayla ölçülmez, hürriyet ancak kanla ve alın teriyle kazanılır.
Bugün yerel siyasetten genel siyasete, ticaretten sokağa kadar her alanda savrulurken dönüp şu on kıtaya bir bakmamız gerekmiyor mu? Hangi mısrasında ayrılık var? Hangi mısrasında "ben" kavgası var? Hepsi "biz" diyor, hepsi "hürriyet" diyor, hepsi "vatan" diyor.
Şimdi Ordu’nun caddelerinde, Altınordu’nun sahilinde ya da Fatsa’nın, Ünye’nin, Mesudiye’nin bir köyünde bu marş yankılandığında tüyleri diken diken olmayan varsa, dönüp içindeki o milli cevheri bir sorgulamalı.
Bizler gazeteci olarak her gün binlerce kelime tüketiyoruz. Ama hiçbir kelime dizisi Akif’in o "Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal" cümlesi kadar ağır, o kadar vakur ve o kadar sarsılmaz değil.
Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, kalemini milleti için kılıç yapan o büyük "Vatan Şairi" Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle ve minnetle anıyorum.
Rabbim bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın. Ama o ruhu da bir an olsun kalbimizden eksik etmesin.
Zira o ruh giderse, geriye ne vatan kalır ne de hürriyet...