14 Şubat 2026 Cumartesi
SON DAKİKA

MUTFAKTAKİ YANGIN İFTARDA SÖNER Mİ?

Yayınlanma: 13.02.2026 09:15 · Yazar: Şafak Deliçakar

 

Ramazan ayı, hepimiz için bereketin, paylaşmanın ve huzurun simgesidir. Ancak gelin görün ki, bu yıl rahmet ayına girmeden önce mutfaktaki yangın her zamankinden daha hararetli bir hal aldı. Pazardaki etiketler, marketteki raflar adeta ateş saçıyor. Vatandaş daha "Hoş geldin Ya Şehr-i Ramazan" demeden, gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar yüzünden kara kara düşünmeye başladı bile.

FIRSATÇILIĞIN ADI NE ZAMAN "PİYASA ŞARTLARI" OLDU?

Her yıl aynı senaryoyu izlemekten yorulduk. Mübarek ay yaklaşırken temel gıda maddelerine gelen o "sessiz ama derinden" zamlar, bu yıl yerini tam bir "fiyat fırtınasına" bıraktı. Peynirin yanına yaklaşılmıyor, zeytin lüks tüketim sınıfına girdi, bir kalıp hurmanın fiyatı ise neredeyse altınla yarışır oldu.

Buradan sormak lazım: Tarladaki ürünün fiyatı değişmezken, lojistik maliyetleri üç aşağı beş yukarı belliyken, ne oluyor da Ramazan öncesi bu etiketler bir gecede değişiyor? Serbest piyasa ekonomisi demek, vatandaşın tenceresine göz dikmek demek değildir. Fırsatçılığı "piyasa koşulları" ambalajıyla sunmak, en hafif tabiriyle vicdansızlıktır.

İFTAR SOFRASI BİR LÜKS MÜ?

Vatandaşın tek derdi, ailesiyle birlikte huzurlu bir iftar sofrasına oturabilmek. Ancak gelinen noktada, en temel ihtiyaçları karşılamak bile büyük bir başarı hikayesine dönüştü. Emekli amcamız, işçi kardeşimiz market reyonları arasında adeta bir "en ucuz" dedektifi gibi dolaşıyor. Etin tadını unutan dar gelirli için kıyma artık "gramla" alınan bir mücevher değerinde.

"Eskiden Ramazan kolileri komşuluk bağlarını güçlendirirdi, şimdi ise bir koliyi doldurabilmek için kredi çekmek gerekiyor."

DENETİM ŞART, VİCDAN ELZEM

Sadece denetimle bu işin çözülemeyeceğini biliyoruz; işin içine biraz da esnaf ahlakı ve vicdanın girmesi gerekiyor. Ama öte yandan, bu kontrolsüz fiyat artışlarına karşı yetkililerin daha sıkı, daha caydırıcı önlemler alması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Stokçuluk yapanın, fahiş kâr hırsıyla halkın ekmeğiyle oynayanın üzerine kararlılıkla gidilmelidir.

Ramazan, elindekini bölüşmektir; elindekini kat kat pahalıya satıp haksız kazanç kapısı aralamak değildir. Umuyoruz ki bu bayram öncesi, mutfaktaki bu yangını söndürecek adımlar atılır da vatandaşın iftar sofrası sadece dualarla değil, huzurla ve bereketle dolar.