NEDEN 3 ÇOCUK?
İktidar doğum oranının düşüklüğünden şikâyet edip yükseltmeye çalışırken halk ekonomik şartlar nedeniyle bu amaca mesafeli görünüyor ve destek vermiyor.
Öncelikle doğum oranının artmasına yönelik 3 çocuk talebinin aslında ülkede genç işgücü nüfusunu artırmak amaçlı olduğunu anlamak gerekiyor.
Gelişmiş veya yaşlanan ülkelerde dinamik iş gücünü korumak, savunma kapasitesini sürdürmek ve ekonomik büyümeyi desteklemek için gerekli olan “Genç nüfus”, yeniliklere açık yapısıyla üretimi artırır, yaşlı bağımlılık oranını dengeler ve sosyal güvenlik sistemlerinin finansmanını sağlar.
Genç nüfus;
· Ekonomik büyümeyi ve kalkınmayı etkiler.
· Üretim gücünü artırarak iş gücü açığını kapatır.
· Nüfusun yaşlanmasıyla bozulan Sosyal Güvenlik Sisteminin sürdürülebilirliğini sağlar.
· Emekli/çalışan finansal dengesini (bağımlılık oranı) düzeltir.
· Coğrafi olarak riskli bölgelerde, savunma zafiyetini önlemek için kritik öneme sahiptir.
· Sağlık oranı yüksek, uzun yaşam süresine sahip doğal bir nüfus artışına neden olur.
Nüfus, az gelişmiş ve gelişmiş ülkeler açısından farklı önemler taşır. Şöyle;
Gelişmekte olan ülkelerin birçoğu aşırı nüfus artışı nedeniyle beslenme, açlık, istihdam, eğitim, sağlık, ulaşım ve diğer sosyal hizmetlerin yetersizliği gibi sorunlarla uğraşmaktadır.
Buna karşın gelişmiş ülkeler ise nüfus artış hızının düşük oluşu, nüfusun azalması ve özellikle nüfusta yaşlanma sorunuyla karşı karşıya kalmaktadır.
Ülkeler sahip olduğu doğal kaynakları nüfusun oranı ve özellikleri doğrultusunda planlayarak kalkınma planı yapar.
Yapılacak yatırımlar ile nüfus artışı arasında denge sağlanmalıdır.
Kalkınma hızına uygun sağlanan nüfus artışı ülkenin ihtiyaç duyduğu iş gücü ihtiyacını karşılar.
Bir ülkede yatırımlar, nüfus artışı ile paralel düzeyde ilerlerse ülkenin gücü de artar.
Belli düzeydeki nüfus artışı ile nüfus gençleştiğinden ülke sürekli dinamizm kazanır.
Ayrıca genç nüfus gelişime ve yeniliklere daha açık olduğundan üretime katkısı daha fazladır.
Nüfus artışının durduğu hatta eksildiği birçok ülkede ise nüfus giderek yaşlanmaktadır. Bu sorunu yaşayan Batı Avrupa ülkeleri ile Japonya gibi gelişmiş birçok ülkede nüfusu artırmaya yönelik çabalar sürdürülmektedir.
Buna karşın artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayamayan ülkelerde ise sosyal yapıyı zayıflatan çeşitli sorunlar yaşanmaktadır.
Tam bir paradoks! Nüfus artsa bi dert azalsa ayrı bir dert…
Konuya ülkemiz şartlarından bakıp analiz etmek gerekiyor.
TÜİK'in Mart 2026 verilerine göre güncel durum şöyledir:,
· İşgücü Sayısı: 35 milyon 298 bin kişi.
· İstihdam Edilenler: Yaklaşık 31,7 milyon kişi civarındadır.
· Resmi İşsiz Sayısı: Mart 2026 itibarıyla işsizlik oranı %8,1 seviyesine gerilemiş olsa da, geniş tanımlı işsizlik ve işgücü potansiyeli yüksek seyretmektedir.,
Yani; bir ülkede işgücü sağlayacak yatırımlar, genç nüfus artışının yaratacağı işgücünü karşılamak zorundadır. Yol, köprü, tünel, viyadük vb yatırımlar ile işgücü artışı sağlanamıyor. Nüfus artışı isteyen iktidarlar, müsrif harcamalardan kaçınıp işgücü sağlayacak yatırımları ya yapmak ya da yapabilecek olan özel sektörü eğitim ve sosyal yaşam haklarını sağlayarak desteklemek zorundadır.
Aksi halde “en az 3 çocuk” çağrısı yalnızca gerçeklikten uzak bir beklenti olarak algılanabilir.