24 Ağustos 2026 Pazartesi
SON DAKİKA

ALEM SANA HASRET, BİZ SANA MUHTAÇ (GÖNÜLLERİ AYDINLATAN KUTLU DOĞUŞ)

Yayınlanma: 24.08.2026 10:40 · Yazar: Abdülkadir Demir

 

 

İnsanlığın modern çağda en çok kaybettiği duygu nedir diye sorsalar, şüphesiz çoğumuz "muhabbet ve samimiyet" deriz. 

Oysa biz, sevgiyi dağla taşla, kurtla kuşla bölüşen bir Ufuk İnsanın ümmetiyiz. Efendimiz (s.a.v.), "Birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş sayılmazsınız" buyururken, imanın merkezine sevgiyi yerleştiriyordu. Onun yüreği öyle bir deryaydı ki, Uhud Dağı için "O bizi sever, biz de onu severiz" diyecek kadar cansız varlıkları bile şefkatiyle kuşatıyordu.

 

Biz acıyı da, hüznü de "Ben hüzünlerin peygamberiyim" diyen o Yüce Önder’den öğrendik. O, saçları kendi dertleriyle değil, insanlığın sorumluluk duygusuyla ağaran bir rehberdi. Geceleri ümmetinin günahlarını yıkamak için döktüğü gözyaşları, yattığı şilteyi ıslatıp Hz. Ayşe validemizi uyandıracak kadar sel olurdu.

Bugün dönüp kendimize bakma vaktidir. Çağın Ebu Cehillerinin onu anlamasını zaten beklemiyoruz. Onlar, Hz. İbrahim’den beri süregelen o gül bahçesini taşlamaya devam edecekler. Fakat asıl yaramız daha derinde: Ben, Ebu Cehillerin yaptıklarından ziyade, ona ümmet olduğunu söyleyenlerin onu üzdüğünü düşünüyorum. Onun asıl mirası olan ahlakı, adaleti ve sevgiyi yaşatması gerekenler, maalesef bugün dünya mirasının kavgasını yapıyorlar.

Oysa o, kendisinin aşırı yüceltilerek asıl misyonundan uzaklaştırılmasını istememiş, "Ben yalnızca bir kulum. Deyin ki: Allah’ın kulu ve Rasulü" diyerek istikameti çizmişti. Üstat Necip Fazıl’ın "Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim!" mısrasındaki teslimiyete ne kadar muhtacız.

Şair Ali Rıza Salman’ın şu muazzam dizeleri, Efendimize olan aşkın ve beşeriyetimizin sınırını ne güzel çizer:

 

"O kadar büyüksün ki, Ya Muhammed (sav),

Senin adını ben ne zaman aklıma getirsem insan olurum."

Ne muhteşem bir rütbe! Onu hatırlayınca insan olmak, ondan uzaklaşınca insanlığımızdan uzaklaşmak... İşte Aziz Mahmut Hüdayi’nin "İki cihân sultânının / Doğduğu ay geldi yine" diyerek müjdelediği, kâinatın hasretle beklediği Rebiülevvel ayındayız.

"Ben, beni seven ümmetimi almadan cennete girmem" diyen o büyük Sevgilinin ümmeti olmanın hakkını verebilmek, en büyük duamızdır. Yıldızların semayı aydınlattığı gibi, bu mübarek gecenin de gönüllerimizi, zihinlerimizi ve tüm insanlığı aydınlatmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Rabbim bizleri onu sözde değil, özde seven ve sevgisinin gereğini ahlakıyla yerine getiren kullarından eylemesi niyazımla…

Rebiülevvel ayınız ve Mevlid Kandiliniz mübarek olsun.