EMEKLİ KAN AĞLIYOR
Bir tarafta 23 bin 500 lira emekli aylığı, diğer tarafta 20 bin lira kira…
Şimdi soruyorum:
Bu emekli nasıl geçinecek?
Daha ayın başında maaşının neredeyse tamamını kiraya veren bir emeklinin elinde geriye yalnızca 3 bin 500 lira kalıyor.
Elektrik var…
Su var…
Doğalgaz var…
Mutfak masrafı var…
Ulaşım var…
İlaç var…
Pazar var…
İşte emeklinin bugün yaşadığı gerçek tam olarak budur.
Emekli artık hesap yapmıyor, hayatta kalma hesabı yapıyor.
Yıllarca çalışan, prim ödeyen, ülkenin yükünü sırtında taşıyan milyonlarca emekli bugün temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.
Üstelik mesele yalnızca kira da değil.
Market fiyatları her geçen gün değişiyor. Et, süt, peynir, sebze, meyve almak adeta lüks haline geliyor. Emekli, yıllarca çalışmasının karşılığında aldığı maaşla bugün bırakın rahat yaşamayı, temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanıyor.
Burada artık klasik zam tartışmasının ötesine geçmek gerekiyor.
Emeklinin acil ve kalıcı bir gelir düzenlemesine ihtiyacı var.
Bu nedenle emeklilerin talebi açık.
SEYYANEN ZAM!
Çünkü yüzde üzerinden yapılan artışlar, düşük maaş alan emeklinin sorununu çözmeye yetmiyor.
Maaşı düşük olanla yüksek olan arasındaki farkı azaltacak, özellikle düşük aylık alan emeklileri rahatlatacak seyyanen bir artış, bugün her zamankinden daha fazla konuşulmayı hak ediyor.
Emekli sadaka istemiyor.
Emekli ayrıcalık istemiyor.
Emekli, yıllarca verdiği emeğin karşılığını istiyor.
Bugün 23 bin 500 lira maaş alan bir emeklinin 20 bin lira kira ödediği bir tabloda, geriye kalan parayla hayatını sürdürmesini beklemek gerçekçi değildir.
Bu tabloyu görmezden gelmek, emeklinin yaşadığı ekonomik sıkıntıyı görmezden gelmektir.
Artık rakamların arkasındaki insanı görmek gerekiyor.
O insan, yıllarca çalışmış bir baba…
Bir anne…
Bir dede…
Bir nine…
Belki çocuklarına, torunlarına destek olmak isteyen ama bugün kendi geçimini bile sağlamakta zorlanan milyonlarca vatandaşımız.
Emekli hayatının son dönemini huzur içinde geçirmek istiyor.
Kirasını düşünmeden evine ekmek götürmek, pazara çıktığında fiyat etiketlerinden korkmamak istiyor.
Bunun adı lüks değil.
Bunun adı insanca yaşamaktır.
O nedenle emeklinin sesi artık daha güçlü duyulmalı.
23 bin 500 lira maaş, 20 bin lira kira…
Bu matematikte emekliye yaşam alanı kalmıyor.
Çözüm için daha fazla beklemek yerine, düşük gelirli emeklileri doğrudan rahatlatacak seyyanen zam başta olmak üzere güçlü bir ekonomik destek mekanizması hayata geçirilmelidir.
Çünkü emekli bekleyebilir ama hayat beklemiyor.
Ve bugün milyonlarca emeklinin tek bir sorusu var:
“Biz bu maaşla nasıl geçineceğiz?”
Bu soruya artık rakamlarla değil, somut bir çözümle cevap verilmelidir…