ÖLMEYE YÜZ TUTMUŞLAR
Mürekkebi kurumadan unutulan manşetler gibiyiz,
Bir zamanlar sabaha karşı doğan hakikat,
Şimdi akşam bültenlerine sığmıyor.
Sesimiz var sanılırdı,
Meğer yankısı çoktan kesilmiş.
Sokaklar konuşurduk biz,
Duvarlara çarpa çarpa çoğalan kelimelerle.
Şimdi kelimeler suskun,
Kalemler yorgun,
Vicdanlar mesai dışı.
Haber dediğin emekti bir zamanlar,
Ayakkabıya dolanan çamur,
Soğukta titreyen parmaklar,
Görülmeyen bir imza satırı.
Şimdi “paylaş” tuşuna yenik düşmüş gerçekler var.
Ölmeye yüz tutmuşlar derken
İnsan sanırlar,
Oysa bir meslek can çekişiyor,
Bir duruş, bir ahlak,
Bir “kamu yararı” cümlesi son nefesinde.
Bizi tanımaz oldular,
Görünce başını çevirenler
Okurken alkışlayanlardı bir zamanlar.
Şimdi sessizlik reva,
Unutmak makbul.
Ama bilsinler;
Kalem kırılır, gazeteci kırılmaz.
Biz hâlâ buradayız,
Azız belki,
Yorgunuz ama vazgeçmiş değiliz.
Ölmeye yüz tutmuşlar diyorlar ya…
Bilsinler,
Bazı şeyler ölmez,
Sadece direne direne yaşar.