SOKAKTAKİ "SESSİZ" TEHDİT: ÇAKI MI, SİLAH MI?
Son yıllarda üçüncü sayfa haberlerini okurken ya da akşam bültenlerini izlerken boğazımızda düğümlenen o yumruğun sebebi hep aynı: İncir çekirdeğini doldurmayacak bir tartışma, bir anlık öfke ve ardından cepten çıkarılan o kesici alet... Netice; sönen hayatlar, parçalanan aileler ve sokaktaki güvenlik algımızın aldığı ağır darbeler.
Bugün meseleyi sadece "bireysel silahlanma" başlığı altında ateşli silahlarla sınırlı tutmak, resmin yarısını görmezden gelmektir. Asıl mesele, her köşe başında, her internet sitesinde, hiçbir denetime tabi tutulmadan ulaşılabilen o "sessiz" tehditler; yani kesici ve delici aletlerdir.
MEVZUATIN LABİRENTİNDE KAYBOLAN GÜVENLİK
Mevcut 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanun, aslında hangi aletlerin yasak olduğunu net bir şekilde sıralıyor: Kama, hançer, sustalı çakı, pala... Ancak sokağa çıktığımızda görüyoruz ki, "av bıçağı" veya "kamp malzemesi" adı altında satılan, namlu boyu ve niteliğiyle tam teşekküllü bir saldırı silahından farkı olmayan aletler, gençlerin cebinde, araçların torpidosunda fütursuzca taşınıyor.
Buradaki temel boşluk, aletin "nitelikli suç aleti" sayılması için gereken kriterlerin günümüz çeşitliliği karşısında yetersiz kalmasıdır. Bir meyve bıçağıyla bir "kelebek" ya da "rambo bıçağı" arasındaki farkı sadece santimlerle ölçmek, suç niyetini görmezden gelmektir.
NELER YAPILMALI?
Eğer sokaklarımızı güvenli kılmak istiyorsak, sadece olay sonrası cezaları artırmak yetmez. Caydırıcılığı merkeze alan köklü bir yasal reform şarttır:
Satış Denetimi ve Kayıt Sistemi: Nasıl ki bir av tüfeği alırken kayıt gerekiyorsa, belirli bir namlu boyunun üzerindeki veya saldırı amaçlı tasarlanmış kesici aletlerin satışı da T.C. kimlik numarası ile kayıt altına alınmalıdır. İnternet üzerinden "pala" siparişi verilebilen bir sistem, suçluya davetiye çıkarmaktır.
"Maksat Dışı Taşıma" Tanımı Netleşmeli: "Pikniğe gidiyorum" bahanesi, şehir merkezinde, gece vaktinde taşınan devasa bıçaklar için geçerli bir kalkan olmamalıdır. Valiliklerin genel emirleri, ulusal düzeyde bir yasal karşılığa kavuşturulmalı ve denetimler sıkılaştırılmalıdır.
İnternet Ticaretine Sıkı Markaj: Sosyal medya mecralarında "koleksiyonluk" adı altında satılan öldürücü aletlerin reklam ve satışı, ateşli silah reklamları gibi ağır yaptırımlara tabi tutulmalıdır.
Eğitim ve Rehabilitasyon: Kesici alet taşımayı bir "erkeklik" veya "kendini koruma" simgesi olarak gören alt kültürle topyekûn bir mücadele başlatılmalıdır.
Sonuç Yerine...
Güvenlik, sadece polisin elindeki copla veya belindeki silahla sağlanmaz. Güvenlik, bir suç aletine ulaşmanın zorluğuyla ve yasaların o aleti taşıyanın ensesindeki nefesiyle başlar. Gençlerimizin birbirini "çakıyla" değil, fikirle ve nezaketle alt ettiği bir toplum hayal değilse; işe önce o ceplerdeki sessiz ölümü yasaklayarak başlamalıyız.
Yarın çok geç olmadan, meclis çatısı altında bu "kesici terörüne" bir dur denilmeli. Çünkü adalet, can yandıktan sonra değil, canın yanmasına engel olunca adalettir.