ZAFERLER AYI: TARİHİ HATIRLAMAK YETMEZ, RUHUNU YAŞATMAK GEREKİR!
Ağustos ayı geldiğinde tarihimizin en şanlı sayfaları yeniden açılır…
26 Ağustos 1071 — Malazgirt.
Anadolu’nun kapılarını bizlere açan büyük zafer.
26 Ağustos 1922 — Büyük Taarruz.
Bağımsızlık mücadelemizin yeniden şahlandığı gün.
Fakat tarih sadece övünmek için hatırlanmaz.
Tarih; anlamak, ders almak ve geleceğe yön vermek içindir.
Malazgirt’te Sultan Alparslan’ın ordusunu güçlü kılan sadece kılıçları değildi.
Onları güçlü kılan iman, cesaret, fedakârlık ve vatan aşkıydı.
Yüzyıllar sonra aynı ruh, İstiklâl Harbi’nde yeniden ayağa kalktı.
Çünkü zafer önce gönüllerde kazanılır.
Bugün bize düşen de şudur:
Atalarımızın kazandığı zaferlerle övünmekten daha önemlisi, o zaferleri kazandıran ruhu bugün yaşatabilmektir.
Vatan sevgisini sözden davranışa…
Bayrak sevgisini gönülden sorumluluğa…
Tarih şuurunu geleceğe…
dönüştürebilmektir.
Çünkü üzerinde özgürce yürüdüğümüz bu topraklar, bize bedelsiz bırakılmadı.
Bu vatan, şehitlerimizin emanetidir.
Malazgirt’ten 30 Ağustos’a uzanan kutlu yürüyüşte; Sultan Alparslan’ı, kahraman askerlerini, ve vatanımız uğruna can veren bütün şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
Ve unutmayalım:
ZAFER TÜRKÜSÜ
Yaşamaz ölümü göze almayan,
Zafer, göz yummadan koşarda gider.
Bayrağa kanının alı çalmayan,
Gözyaşı boşana boşana gider !
Kazanmak istersen sen de zaferi,
Gürleyen sesinle doldur gökleri,
Zafer dedikleri kahraman peri
Susandan kaçar da coşana gider.
Bu yolda herkes bir ey delikanlı.
Diriler şerefli ölüler şanlı ,
Yurt için döğüşen başı dumanlı,
Her zaman bu şandan, o şana gider.
(Faruk Nafiz Çamlıbel)
Zafer, geçmişte kalan bir hatıra değil; geleceğe taşınması gereken bir ruhtur.